Meme Küçültme Ameliyatlarında Ulaşılmak İstenenler

Mükemmel olarak gösterilebilecek güzel memeler, genel popülasyona bakıldığında gerçekten çok düşük bir orandadır. Medyada bolca sergilenen çok istisna memeler örnek olarak sunulurken günümüz kadınları yalnızca görünümünden dolayı değil, fonksiyonel olarak yüklediği yan etkilerinden dolayı da sarkık veya çok iri göğüslerinden kurtulmanın yollarını aramaktadır.

Çok iri memelere sahip kadınlar boyun ve sırt ağrıları, kamburlaşma, deri irritasyonları ve sütyenin yol açtığı derin doku eziklikleri gibi tıbbi problemler yaşamaktadırlar. Spor sırasında yarattığı zorluklar da şikayetlerin başında gelmektedir. Ancak en büyük sorun memelerin büyüklüğünden çok sarkıklığıdır.

Eğer gerçekten sadece büyüklük ortostatik yakınmalara, postür bozukluklarına yol açsaydı göğüslerini silikon protezleri ile normalden de fazla büyüten kadınların aynı yakınmaları olması gerekirdi. Memesi büyük ama diri ve dik olan bir kadının duruşu ve yürüyüşü, memesi sarkık olandan çok farklıdır. Kadının vücut dilinden (duruşundan, hareket edişinden) memelerinin formunu ve onun kadına verdiği psikolojik dengeyi anlamak mümkündür. Hassas kadınlar kendilerini memenin görünümü ile iyi hissetmediklerinden ve bu durumu beğenmedikleri için saklama ihtiyacı duyduklarından göğüslerini içeri çeker veya omuzlarını önde tutarlar. Bu da zaten var olan sırt ve omuz ağrılarını körükler.

Meme küçültme ameliyatlarında ulaşılmak istenen ana hedef; meme hacminin azaltılmasının yanı sıra memeye iyi bir şekil vermek, yara izini en aza indirgeyip iki memenin simetrik olmasını sağlamaktır. Tüm bunlarla birlikte özellikle meme ucu olmak üzere memenin bütünündeki hissin ve emzirebilme yeteneğinin korunmasına dikkat edilmelidir. Kural olarak her yaştaki sağlıklı kadına meme küçültme ameliyatı uygulanabilir. Ancak bu ameliyat için ideal kişiler, ameliyat sonrası bir daha hamile kalmayı düşünmeyen kadınlardır. Çünkü hamilelik ve emzirme sonucunda ameliyat sonrası elde edilmiş meme formu bozulabilir.

Tıp literatüründe kullanılmış veya kullanılmakta olan en az 30 ameliyat tekniği ve bunların en az 3-4 misli sayıda da plastik cerrahların yaptığı küçük değişikliklerden oluşan modifikasyonlar vardır. Seneler geçtikçe artan bu teknikleri, ortaya çıkan sonuçları ile değerlendirdiğimizde her yeni çıkan tekniğin ameliyat sonuçlarına çok büyük değişiklikler getirmediği göze çarpar.

Yıllardır plastik cerrahlar en az yara izi bırakıp en iyi biçimi sağlayan yeni teknikler geliştirmek için çalışmaktadırlar. En az miktarda yara izi ile en güzel meme şeklini sağlamanın, büyük ve çok sarkmış memelerde mümkün olamayacağı aşikardır. Bence yara izi miktarının azlığından veya çokluğundan çok yara izinin rahatsız edici görünümü olup olmadığı önemlidir. Önemli olan meme küçültme ameliyatında hasta açısından neyin öncelikli olması gerektiği üzerinde anlaşma sağlamaktır. Benim öğrendiğim ve plastik cerrahide uygulamaya çalıştığım kural; “memenin şekli ne kadar güzel ve çekici olursa, yara izine çekilen dikkat de o kadar az olur” şeklindedir ve bu görüşüm meme küçültme ve germe ameliyatları için de geçerlidir. Bu arada çok güzel meme biçimi verme yeteneği olan bir cerrahın, aynı yeteneği yara izi oluşumunda da göstereceğini belirtmek gerekir.

Kadın memesi plastik cerrahi biliminde çok farklı problemlerden dolayı en çok cerrahi işlem gören organdır.

Memenin mutlak kadının dişiliğini sembolize ettiğini unutmamak gerekir. Meme ameliyatları yaparken bizlerin cerrah olarak çoğunlukla unuttuğumuz konu; yaptığımız ameliyatın sonuçlarına kadının partnerinin ne gibi bir reaksiyon göstereceğidir. Çocuklarda estetik bozuklukları, kepçe kulak, düşük göz kapağı gibi doğumsal bozuklukları düzeltirken nasıl sonucu ebeveynlerinin de beğenmesinin önemli olduğunu göz önüne alıyorsak, meme ameliyatlarından önce hastanın partnerinin de meme şeklinin ve yara izlerinin nasıl olabileceğini bilmesi, ameliyat neticesini beğenmesi açısından önemlidir.

Cerrah olarak yara izini devamlı görme alışkanlığımızdan dolayı, bizler için yara izi belki rahatsız edici olmayabilir. Ama cerrah olmayan bir kişi için yara izi iticidir ve kimi zaman hastanın partneri memeye dokunmaya dahi çekinebilir.

Bunun psikolojik açıdan etkisi Aachen Üniversitesi’nde meme ameliyatı geçiren hastaların eşleri üzerinde araştırılmıştır. Bu araştırma sonuçları; ameliyat sonrası meme normal şeklini alana kadar geçen 3-6 aylık sürede, hasta eşlerinin cinselliklerini yaşarken memeden uzak durduklarını göstermektedir. Eşlerin %20’sinin de daha sonraki zamanlarda yara izlerinin görünümü nedeniyle dokunma arzularının engellendiği belirtilmiştir.

Yıllar içinde tüm vücutta olan değişiklikler gibi, memede de bağ dokusunun kalitesine bağlı olarak er ya da geç sarkmalar görülecektir. Hamilelik, emzirme ve fazla miktarda kilo kaybı bu durumu hızlandıran faktörlerdir. Meme dikleştirme ya da meme germe ameliyatında uygulanan teknik; meme küçültme ameliyatı ile çok benzerdir. Aradaki tek fark, meme küçültme ameliyatında çıkartılan meme dokusunun projeksiyonu sağlaması için korunmasıdır. Önemli olan memenin kazandığı şekli yıllar boyunca koruyabilmesi için meme ve bağ dokularının arzu edilen pozisyonda doğru ve iyi bir şekilde adapte edilmiş olmasıdır.

Asimetrik meme deformasyonu:

Kadınların %90’ından fazlasında az ya da çok miktarda meme asimetrisi söz konusudur. Daha doğru bir ifadeyle dile getirmek gerekirse doğada gerçek simetri yoktur. Elbette asimetrik memelerin birçoğu çok zor fark edilebilir boyuttadır, ancak nadir olmakla birlikte bir meme dokusunun tamamen eksik olduğu ya da onunla birlikte göğüs kaslarının da eksik olduğu deformiteler de mevcuttur. Az ya da çok belirgin olan meme asimetrisi kadınlar için başta psikolojik olmak üzere sosyal ve cinsel açıdan büyük bir problem kaynağıdır. Bu durumlarda cerrahi yaklaşım ile soruna çözüm bulunabilir.

Meme asimetrisini gidermeye yönelik eşitleme ameliyatlarında karşılaşılan sorunlar ve cerrahi çözüm yaklaşımları aşağıdaki gibidir:
Bir taraf az gelişmiş, diğer taraf normal ise az gelişmiş meme implant yardımıyla büyütülmelidir.
Bir taraf fazla gelişmiş, diğer taraf normal ise fazla gelişmiş meme diğer tarafa uyacak şekilde küçültülmelidir.
Bir taraf az gelişmişken diğer taraf fazla gelişmiş ise az gelişen taraf implant yardımıyla büyütülürken fazla gelişen taraf da ona uygun olacak şekilde küçültülmelidir.