Genital Bölgelerin Estetiği

İnsanları genital bölgelerini ya da daha doğru bir ifadeyle birincil seksüel organlarını değiştirmeye yönelten dürtü, kadın ve erkek için ayrı ayrı değerlendirilmesi gereken bir konudur.

Kadınların genital bölgelerinde karşılaşılan en sık sorunların başında anormal büyük ve sarkık iç dudaklar (labia minora) ile doğum sırasında yapılan kesiye (epizyotomi) bağlı oluşan yara kontraktürleri veya doğum sonrası vajinal genişlemeler gelir.

Bu tür değişikliklerin hem fonksiyonel hem de estetik açıdan yol açtığı şikayetler oldukça sık görülmesine rağmen, çoğu zaman üzerinde çok az konuşulan konulardır. Bunun nedeni genellikle utanç duygusu, bazen de bunun bir çözümü olmadığına dair yanlış inanışlardır.

Kadınların genital bölgesinde en sık görülen deformitelerden biri “labia minora hipertrofisi”dir; yani iç dudakların normalden büyük ve sarkık olmasıdır. Vulvanın iç dudakları normalde vajinayı dış etkenlere ve mikroorganizmalara karşı korur, ayrıca bölgenin nem dengesine katkı sağlar. Ancak aşırı büyük olduklarında günlük yaşamda hem fiziksel hem psikolojik sorunlara yol açabilirler.

Bu durumdaki kadınlar dar kıyafet giymekte, uygun mayo bulmakta zorlanabilirler. Bisiklete binme sırasında sürtünme ve baskıya bağlı ağrı yaşayabilirler. İdrar yapma ve hijyen sağlama gibi durumlarda da zorluk hissedebilirler. Ancak çoğu zaman bu şikayetler utanç nedeniyle dile getirilemez.

Aslında genital dudakların küçültülmesi işlemi, doğru planlandığında nispeten düşük riskli ve hızlı iyileşme sağlayan cerrahi girişimlerdir. Genellikle lokal anestezi altında yapılabilse de, ben kişisel olarak hastanın psikolojik konforunu göz önüne alarak bu tür işlemleri çoğunlukla genel anestezi altında gerçekleştirmeyi tercih ederim. Fazla doku önceden planlanarak üçgen şeklinde çıkarılır ve labiaların doğal hissi ve formu korunarak daha dengeli bir görünüm elde edilir. Hasta genellikle kısa sürede günlük yaşamına döner.

Bunun tersi durumda, yani dış dudakların hacim olarak yetersiz olduğu durumlarda, kişinin kendi yağ dokusu kullanılarak dolgunluk sağlanabilir. Ancak genital bölgenin bakteriyel flora açısından hassas olması nedeniyle enfeksiyon riski her zaman göz önünde bulundurulmalıdır.

Doğum sırasında yapılan epizyotomiye bağlı olarak oluşan skar dokusu ve kontraktürler, vajina girişinde ağrıya ve cinsel ilişkide ciddi rahatsızlığa neden olabilir. Bu tür durumlar basit bir cerrahi müdahale ile düzeltilebilir ve fonksiyonel rahatlama sağlanabilir.

Fazla doğumlara bağlı olarak vajinal genişleme geliştiğinde, vajinanın cerrahi olarak daraltılması da mümkündür. Bu tür işlemler bazı durumlarda kadın doğum operasyonları sırasında da ek olarak uygulanabilmektedir.

Erkeklerde ise doğumsal anomaliler dışında temel sorunlar genellikle üç başlıkta toplanır: penis boyu, penis kalınlığı ve ereksiyon fonksiyonu.

Seksüel fonksiyon açısından en belirleyici unsur penisin büyüklüğü değil, fonksiyonudur. Küçük penis algısı çoğu zaman fiziksel olmaktan çok psikolojik kökenlidir. Psikanalitik yaklaşımlarda bu durum farklı kavramlarla açıklanmıştır. Yapılan bazı araştırmalar erkeklerin büyük bir kısmının daha büyük penise sahip olmayı arzuladığını, ancak çok küçük bir kısmının cerrahi girişim talep ettiğini göstermektedir.

Bununla birlikte bazı hastalar, penis boyutunun cinsel yaşamlarını olumsuz etkilediğini düşünerek cerrahi talepte bulunabilmektedir. Bu noktada cerrah ile hasta arasında beklentilerin gerçekçi şekilde değerlendirilmesi büyük önem taşır.

Günümüz plastik cerrahisinde penis kalınlaştırma ve bazı uzatma işlemleri teknik olarak mümkündür. Ancak yağ enjeksiyonu ile yapılan kalınlaştırma işlemlerinde yağ nekrozu, enfeksiyon ve his değişiklikleri gibi komplikasyon riskleri göz önünde bulundurulmalıdır.

Penis kökündeki bağ dokularının kesilmesiyle yapılan uzatma işlemleri görsel bir artış sağlasa da, ereksiyon sırasında stabilite sorunları oluşturabilir. Bu nedenle her teknik girişim dikkatli hasta seçimi ile planlanmalıdır.

Ereksiyon problemi olan, yani belirgin impotans bulunan erkeklerde ise uygun medikal ve psikolojik değerlendirme sonrası penis protezleri ile çözüm sağlanabilir. Günümüzde kullanılan sistemler, şişirilebilir yapıda olup kişinin kontrol edebildiği mekanik protezler şeklindedir. Bu sayede hasta, cinsel ilişki sırasında fonksiyonel ereksiyon elde edebilir ve sonrasında sistemi tekrar pasif hale getirebilir.Bunun tersi durumda, yani dış dudakların hacim olarak yetersiz olduğu durumlarda, kişinin kendi yağ dokusu kullanılarak dolgunluk sağlanabilir. Ancak genital bölgenin bakteriyel flora açısından hassas olması nedeniyle enfeksiyon riski her zaman göz önünde bulundurulmalıdır.

Doğum sırasında yapılan epizyotomiye bağlı olarak oluşan skar dokusu ve kontraktürler, vajina girişinde ağrıya ve cinsel ilişkide ciddi rahatsızlığa neden olabilir. Bu tür durumlar basit bir cerrahi müdahale ile düzeltilebilir ve fonksiyonel rahatlama sağlanabilir.

Fazla doğumlara bağlı olarak vajinal genişleme geliştiğinde, vajinanın cerrahi olarak daraltılması da mümkündür. Bu tür işlemler bazı durumlarda kadın doğum operasyonları sırasında da ek olarak uygulanabilmektedir.

Erkeklerde ise doğumsal anomaliler dışında temel sorunlar genellikle üç başlıkta toplanır: penis boyu, penis kalınlığı ve ereksiyon fonksiyonu.

Seksüel fonksiyon açısından en belirleyici unsur penisin büyüklüğü değil, fonksiyonudur. Küçük penis algısı çoğu zaman fiziksel olmaktan çok psikolojik kökenlidir. Psikanalitik yaklaşımlarda bu durum farklı kavramlarla açıklanmıştır. Yapılan bazı araştırmalar erkeklerin büyük bir kısmının daha büyük penise sahip olmayı arzuladığını, ancak çok küçük bir kısmının cerrahi girişim talep ettiğini göstermektedir.

Bununla birlikte bazı hastalar, penis boyutunun cinsel yaşamlarını olumsuz etkilediğini düşünerek cerrahi talepte bulunabilmektedir. Bu noktada cerrah ile hasta arasında beklentilerin gerçekçi şekilde değerlendirilmesi büyük önem taşır.

Günümüz plastik cerrahisinde penis kalınlaştırma ve bazı uzatma işlemleri teknik olarak mümkündür. Ancak yağ enjeksiyonu ile yapılan kalınlaştırma işlemlerinde yağ nekrozu, enfeksiyon ve his değişiklikleri gibi komplikasyon riskleri göz önünde bulundurulmalıdır.

Penis kökündeki bağ dokularının kesilmesiyle yapılan uzatma işlemleri görsel bir artış sağlasa da, ereksiyon sırasında stabilite sorunları oluşturabilir. Bu nedenle her teknik girişim dikkatli hasta seçimi ile planlanmalıdır.

Ereksiyon problemi olan, yani belirgin impotans bulunan erkeklerde ise uygun medikal ve psikolojik değerlendirme sonrası penis protezleri ile çözüm sağlanabilir. Günümüzde kullanılan sistemler, şişirilebilir yapıda olup kişinin kontrol edebildiği mekanik protezler şeklindedir. Bu sayede hasta, cinsel ilişki sırasında fonksiyonel ereksiyon elde edebilir ve sonrasında sistemi tekrar pasif hale getirebilir.