Estetik Cerrahınızı Nasıl Seçmelisiz?

Estetik problemlerin tedavisinde, kendinizi ellerine ve bilgisine emanet edeceğiniz doktorun plastik cerrahi dalında uzman olup olmadığını, nerede uzmanlık eğitimi gördüğünü ve deneyimini sorunuz. Hiç merak etmeyin; kendine güvenen bir hekim, bu sorularınızdan alınıp rahatsızlık duyacağına, böyle bir ilgi duymanızdan mutlu olacaktır.

Sizin arzu ettiğiniz her şeyi yapmaya hazır olan ya da yapmaya söz veren hekimlerden kaçınınız. Çünkü o hekim ya kendi kapasitesini tam olarak tartamıyordur ya da plastik cerrahideki tedavi imkanlarının sınırlarını bilmiyordur.

Estetik uygulamaları arzu eden kişi, diğer hastalardan çok daha ayrıcalıklıdır. Çünkü diğerlerinin sebebini ve tedavisini bilmediği bir hastalığı vardır; bu nedenle doktora gitmek zorundadır. Estetik cerrahide böyle bir zorunluluk yoktur. Hastalarımız bize arzuyla, merakla ve heyecanla gelirler. Yakınmalarını, nerelerinin düzeltilmesi gerektiğini ve nasıl görünmek istediklerini biliyorlardır.

Estetik problemleri olan kişilerin yakınmaları her zaman objektif değildir ve kişi her türlü tedavi ya da değişikliği arzu edebilir. Bu arzuyu duymak onların en doğal hakkıdır. Estetik cerrahın en önemli özelliklerinden biri ise hastasının bazı isteklerini engelleyebilmek olmalıdır. Hastaların bazen sınırsız olan isteklerine sınır koyabilmeli ve hastanın gözünde her zaman “gerçekçi bir tedavi tablosu” oluşturulmalıdır.

Bir konsültasyondan sonra büyük bir coşkuyla ameliyata karar vermişseniz bile, hemen ertesi gün ameliyat olmaya kalkmayınız. Çünkü bu gibi ameliyatlar söz konusu olduğunda çok çabuk verilen kararlar genellikle objektif olmayan duygularla gündeme gelir. İlk görüşmede hemen karar vermek doğru değildir. Bu konuda Avrupa’da hasta haklarını koruyan derneklerin klasik bir uyarıcı sözü vardır: “Doktorun ‘Bir tek yarın boş zamanım var, diğer haftalar ve aylar doluyum’ demesi bir alarm işaretidir.”

Çünkü verdiğiniz karar bir coşku anında verilmiştir; bu nedenle ameliyatların risklerini ve komplikasyonlarını o anda tam olarak anlayabilmeniz ve yorumlayabilmeniz zordur. Ayrıca o kadar çok bilgi ile dolmuşsunuzdur ki olumlu ve olumsuz yanlarını sakin bir kafa ile tekrar düşünmelisiniz. Doktorunuz ile konuşmanızın sonucu yeteri kadar bilgi de almışsınızdır. Ayrıca daha sonra aklınıza gelen soruları telefon ile veya tekrar bir görüşmeyle halledebilirsiniz. Bu değerlendirmelerden sonra eğer iki taraf da ameliyatın olmamasına karar vermişse gelebilecek birçok sıkıntıdan iki taraf da kurtulmuş demektir. Eğer konsültasyondan uzun zaman geçtikten sonra da ilk görüşmedeki coşkunuz ve doktorunuza güveniniz sürüyorsa; beklentilerinize ve olası komplikasyonlara gerçekçi bir yaklaşımınız varsa, karar zamanlamanız ve doktorunuz doğrudur.

Ben ameliyat randevu süresinin uzun olmasını, hasta istese bile hemen randevu verememe durumumu, hastanın doğru kararı vermesi bakımından hep uygun bulmuşumdur. Çünkü ameliyat tarihi gelene kadar hastalarımın diğer hekim arkadaşlarla görüşme şansı vardır ki bunu genellikle hastalarıma ben öneririm. Bilirim ki hasta aynı tedavi önerisini aldığında ya da kendisine uyan tedavi yöntemini bulduğunda, pozitif duyguları ile sinerji kurduğu ve güven duygusu hissettiği hekimi seçecektir. Bu seçim hastanın kendi doğrusudur. Sonunda verdiği karardan dolayı içi daha rahattır. Hastanın ameliyat günü de dahil olmak üzere kafasında kesinleşmemiş duygular ve soru işaretleri varsa, ameliyata gelmek yerine iptal etmesi ya da ertelemesi bence çok daha iyidir.

Yapılacak tedavi üzerine yeteri kadar bilgi vermeyen, konsültasyonda size uzun zaman ayırmayan hekimden kaçınınız. Öte yandan hekimin size detaylı bilgi verme arzusunu “ne yapılacağını siz bilirsiniz” diyerek kırmayınız. Biz tabii ki ne yapacağımızı biliriz ve yapacağımız tedavilerin bütün sorumluluğunu almak zorundayız. Ama siz de hasta olarak verdiğiniz kararın sorumluluğunu almak zorundasınız ve bu sorumluluğu ancak ne yapılacağını ve neler olabileceğini bildiğiniz zaman alabilirsiniz. “Böyle problemlerin olabileceğini bilmiyordum, bilseydim hiç yaptırmazdım” demek bazen kolay gelebilir; ama bazen de kendi kendinize “niye sormadım?” diye düşünmelisiniz.

Ameliyatlarınızı hiçbir zaman ailenizden gizli yaptırmayınız. Ön görüşme için bana eşleri ve hayat arkadaşları ile gelen hastalarım çoktur ve bana göre böyle olması daha doğrudur. Hastaların karar verirken kendilerine en yakın olan kişinin desteğine ihtiyaçları vardır.

Genellikle eşler “beni rahatsız etmiyor, ama sen kendini daha iyi hissedeceksen yaptır” derler. Eğer eşiniz ameliyata çok karşı ise o ameliyatı yaptırmamanızı öneririm. Eğer eşinize rağmen yaptırırsanız, sizin üzerinizde büyük bir baskı oluştuğundan her şeyin mükemmel olmasını, iyileşme döneminde hiçbir problem olmamasını arzu edersiniz. Çünkü ortaya çıkabilecek en küçük problemde bile eşinizin olumsuz yorumlarından kurtulamayacağınızı bilirsiniz. Dolayısıyla endişe içinde sürekli doktorunuzu arar ve ameliyat sonrası ortaya çıkan beklenen sorunları bile dramatik bir şekilde yaşarsınız. En kötüsü eşine hiç haber vermeden tedavi olan hastalardır. Örneğin eşi tatilde ya da iş gezisindeyken ameliyat olan hasta, kendisini komplikasyonsuz bir iyileşmeye şartlamıştır. Ne yazık ki bütün problemler bu hastaların başına gelir. Sınırları bu kadar çok zorlamanın genellikle insanın başını ağrıttığını hepimiz biliriz.

Ben otuz yıllık mesleki yaşantım boyunca her hatamı bir kere daha yapmamaya çalışmışımdır. Biz cerrahlar her ne kadar hatayı kendimize yakıştıramasak da, bu konuda tarafsız ve adil olmak zorunda olduğumuz kesindir. Her sorunlu geçen vakanın geriye dönük olarak senaryosunu gözden geçirir ve tarafsız bir gözle muhakemesini yapmaya çalışırım. Her seferinde de önceden fark edemediğim, hastanın problemlerine sebep olan psikodinamiğini sonradan çok aşikâr görmüşümdür.

Ekibime destek veren bir psikanaliz uzmanı ile yaptığım toplantılarda, her türlü psikolojik etkenin problemlerin ortaya çıkmasındaki rolünü öğrendim ve daha dikkatli algılamaya başladım. Bir ameliyata tam olarak karar vermemiş ve yarım gönülle ameliyatı yaptıran hastaların (ki bunlar genellikle daha önceleri estetik ameliyatlara karşı olan kişilerdir) ameliyat ağrısını daha fazla hissettiğini gözlemişimdir ve bunu hastalar kendileri de sonunda söylemişlerdir. Sadece tek bölgesine liposuction yaptığım bir hastam ameliyat sonrası haftalarca aşırı ağrı şikâyetleri ile harap oldu ve beni de harap etti. Ben devamlı tıbbi sebepler ararken hastam, benim de çektiğim sıkıntıyı görerek ağrının gerçek sebebini kendisi buldu ve durumu “Ben aslında bu ameliyatı istemiyordum ve bu türlü ameliyatlara hep karşıydım. Bütün arkadaşlarım ameliyat olurken ben de bir şeyler yaptırmak zorunda olduğumu hissettim ve böyle bir ameliyat olduğum için de kendime çok kızgınım; kızdıkça da ağrılarım artıyor” şeklinde dile getirdi. Çok sık karşılaştığım başka bir örnek ise bunun tam tersini gösteriyor. En ağrılı ameliyat olarak tanımladığımız karın germe ameliyatı sonrası hastama ağrısı olup olmadığını sorduğumda “Elimle şöyle bir karnımın üzerinden geçince bütün ağrım geçiyor” yanıtını almak çok şaşırtıcı olmamalı…

İnsan görünüm bozukluklarından ne kadar büyük rahatsızlıklar duyuyor ve ameliyatla düzelmeyi sabırsızlıkla bekliyorsa, ameliyatı ve iyileşmesi de o kadar problemsiz olmaktadır.

Biliyorum içinizden bazıları “Ben ameliyatı çok istiyordum, her şey tam söylediğiniz gibiydi ama yine de ameliyat sonrası problemlerim çıktı” diyebilir. Vücut şeklinden çok rahatsızlık duymak ve bundan dolayı estetik bir müdahaleyi çok istemek, güzel bir sonuca ulaşmakta gerekli olan faktörlerden sadece biridir. Daha evvel yazdıklarımı da inceleyerek tekrar bir değerlendirme yapacak olursanız bazı eksikliklerin olduğunu göreceksiniz.

Sadece doğru kombinasyonlarla (doğru hasta, doğru zaman, doğru metod, doğru doktor) sizi mutlu edecek sonuca ulaşabilirsiniz…